18 Kasım 2009 Çarşamba

KURUMUŞ BİR KARAAĞACA


Yaşlı karaağaç, yıldırımla yarılmış
ve çürümekte ortasından için için,
nisan yağmurları ve mayıs güneşiyle
yaprağa durmuş orası burası yemyeşil.
Eteklerini Duero nehrinin
yaladığı tepedeki yüzyıllık karaağaç!
Sarımsı bir yosun sarmış benek benek
ağarmış kabuğu ve mantar gövdeyi,
delik deşik çürümüş, dökülmekte.
Yolun ve dere boyunun bekçisi,
türkücü kavaklar gibi olmayacak,
dallarında boz bülbüller yuvalanmış.
Bir karınca ordusu delip geçiyor içini
en derinlerinde örümcekler
kurşini tüllerini gerip dokuyor.
Sen yıkılmadan Duero'nun karaağacı,
gelsin baltasıyla oduncu ve dülger, seni
döndürsünler bir kilise çanının tutamağına,
bir yaylının ya da iki tekerlinin okuna.
Yarın ocakta kıpkızıl kor olmadan
yolun kenarındaki derme çatma bir evde
yanasın karaağaç,
Bir kasırga kökünden sökmeden seni,
dorukları karlı dağlardan esen yel
kırmadan gövdeni,
ırmak sürüklemeden seni denizlere,
koyaklar, sarp geçitler boyunca,
karaağaç, yazmak isterim defterime
yeşeren dalının güzelliğini.
Benim yüreğim de bekliyor umutla, ışığa ve yaşama dönmüş yüzünü,
ilkbaharın bir başka tansığı.
Antonio Machado (Çev: Ayşe Nihal Akbulut)

11 Ekim 2009 Pazar

yaralı


(photo: Saudek)

yaralı geyikler aşık olur
kendi bencilliğini unutur
karşısında bencil kurt
alkolik numarası yapar
kaçar geyikten
geyik koşar koşar koşar...
ardına bakmadan

andré breton hayaletti



İçimizdeki hapishane cam koltuktan yansıyabilir
Yüzyılın yalnızlığı demir bir maskenin ardında kendinize bakıyor
yalnızsınız tutunduğunuzu sandığınız bütünlüğünüzle
sonsuza dek benliğiniz kaçkın bir ruhu kovalıyor
çöl sonsuz kucağında sadece delilere açık...
siz irinli bir hücrede zavallı bir türkü ile avunurken



André Breton, 1930 (photographed by Man Ray)

29 Eylül 2009 Salı

konik

sapkın ruhumu acıyla temizliyorum
şeytanın sapanı kör ediyor yalnızlığımı
arzın hakimiydim kadim bir zamanda
toz zerrelerinden çiçekler kaplardı yüzümü
lağım fareleri kasıklarımda uyurdu
şimdi meme ucu kadar rahatsız kıprak
konik algılamaya kör
yürüyorum taş maskeli dağa

23 Eylül 2009 Çarşamba

okul sahnesinde çocuklar

bugün okullar açıldı, müdürler yüksekçe bir yere çıkıp velilere dediklerimizi yapın dediler, para almıyoruz, okulu siz geçindireceksiniz diyemediler, tıpkı çocuklar gibi anne babalar da inandılar bu aygıta, Radikal'de Ayça Şen'in "Fıkradan hisse" başlıklı makalesi, bir hal travması olarak duruyor karşınızda...

"Hepimizin çocukluğu hayaletler halinde hala okul bahçelerinde top oynuyor, oradan sokaklara çıkıp hayata karışıyor, belki de hayalet dedikleri geçmişlerimiz, ölmek bilmeyen bir vampir gibi insanların ruhlarına karışıp duruyor. Bu vampirlerin en yoğun olduğu evler ve okullar, birer günah yuvası gibi, yasal kurumlar halinde nesillerden nesile mutsuzluk bulaştırarak sürüp gidiyor. Bir gümüş kurşun gerek..."

shivers esintisi

Çoğunlukla karanlıkla başlıyordu kelimeler
Kara bir harfin diş gıcırtısı vajinasının kölesi olmuştu
Tüm bedenlerin hoyrat yalınlığı
Korkutamadı bastırılmış salyangozları
Dibe daldıkça kıvranıyordu fallus
Sarsıntının bekçileri deliler tek bir bedene doymuyorlardı
Libido humması yayıldı
Yağlı, aç, körpe, yuvarlak derilere
Bir bütünün parçalarıydı
Normal kaplaması dış dünyanın
Ters yüzünü çevirdikçe kendini gördü
İrinli hücresinde

saralı

saralıyım lüminalden
uzak duramam kara memeli kadından
büyük tıkınmanın ardında
titrek hava beynimde
kimse dinlemiyor
uzaklığını hevesimin
ne kadar da akıllısın ey beyin
yeni yetme emicisiyim kendimin