simülasyonun gerçek olma ihtimaline karşı against the simulation's possibility of being real
2 Aralık 2011 Cuma
siyah bir kaldırım içinde
Tırnaklarıyla suya tutunmak istiyordu
kuş başını çıkardı adama dönüştü
Yüksek ökçeli bir ayakkabının
Mezarlıkta asaletli duruşunu anımsadı
Pembe mor, ince topuklu
Herkes bir şey arıyordu
Clara CLARA clara
Çizmeli kedi diye düşündü
Tek bulması gereken
Siyah torbaya bağlanmıştı bacakları
Bandajlı ayakkabıları
Yolun kenarında bir ceset
Bir başka adamın cesedi
Yanında taşıyordu
Herkes için sıradandı
Her şey karanlıktaydı
2 adam nazikçe
Kumsalda dans ediyordu
7 Ağustos 2011 Pazar
tır tır
bir kedi memelerimi emiyor
borazan hiç durmadan çığlık atıyor
melodiyi yakalayamıyoruz
kalemimi dişliyorum
her bedenimi bavullardan çıkardım
ters yüz ettim sıkılganlığımı
atlayıp gitti
2 dün tekrar etti benzeri
tek küpe koleksiyonumu sattım
şişelere doldurdum sivri tırnaklarımı
tüylerim sessizce döküldü
sivri uçları sevemedim
yuvarlaklığa döndüm
iki göz anımsadım
sarılan uzun uzun
sarhoş bir bedenin çıplaklığına
binbir kez bana baktı
ve sonra herşeyi unuttum
9 Temmuz 2011 Cumartesi
yeniden yeniden...

Bir hayaletin diş izleri kapladı
Bölünmez bütünlüğü
Her şey değişir
Harcanmış bir hayatın çöpleri
Geleceksiz bir düş
Yeni yeniden
Hayat istençleri
Binbir sızı vakitsiz
Öten kelebeklerde
Telepatların acı gücü
Geleceği görebilen telepatlara
Acımayın onların gücüdür kırılkanlıkları
Ağlayanlara, acı çekenlere acımayın
Öfkelendirin aşkı
Genç bir hayaletin teninde huzur buldu
İhtiyar adam
Doksan birinci doğum gününde yalnız ölmeyecekti
Ağlayan bir hayalet güçlü yürüyüşünde
Nice acılar saklı
Öfkeyle fırtınayı alt etti
Öfkesini kustu fırtınaya
Tekneleri batırdı
Denizcileri öldürdü
Gözlerini oydu
Derisini delik deşik etti
Zavallının
Cyber statü aşkların
Tozunu dumana attı
Tek umudu öfkesini kusmaktı
Hayalet köpürdükçe
Okyanusa üfledikçe
Fırtınanın tam ortasında
Gözlerini açtı rüzgara
Ve uçtu gururla…
27 Haziran 2011 Pazartesi
paralel
tıkabasa zihinler var
sonsuz acının kurbanı olmuşlar
saat kulelerinden yaşayan bedenleri sarkıyor
don kişotla alay ediyorlar
sahipsiz atlara tükürüyorlar
hiç bilmediğim bir evrende kurbanlar var
ayak başparmaklarını emiyorlar
kuğuların kafalarını koparıyorlar
oysa ki zamanda eriyor damarları
çatlaklardan suları bile sızmıyor
hiç bilmediğim galaksilerde
ceset yağmurları var
kaçıyorum kaçıyorum kaçıyorum...
20 Haziran 2011 Pazartesi
uzayın zaman bekçileri
Sağlıklı beslenme dürtüm
Sağlıklı içki tüketme zevkimin önüne geçememişti
Çok uzun zamandır topuklu ayakkabı giyemiyordum
Giyenleri gıpta ile izliyor
Kadınlık tarihinin eksensel zerafetine çizik atmış hemcinslerimin şerefine içiyordum
İçimdeki biseksüel arzuyu kışkırtacak bir kadın daha çıkmamıştı karşıma annemden başka
Ursula’yı erkeksi buluyordum, onu bir erkek gibi düşündüğümden aşık olabilirdim, tıpkı patti smith gibi
William Burroughs o kahredici donukluğu ve şüphe uyandıran mantığıyla daha kadınsı geliyordu bana
Allen Ginsberg bir papazdan başka bir şey olamazdı ne kadar da istese çünkü zerafet dolu bir ahlak anlayışı vardı
Uzayın zaman bekçilerinin grubuna katılmaya karar verdim en nihayetinde
Zamansal sapkınlıkların muzdaribi olmuş türdeşlerimi kurtaracaktım
Çocukluğum bir su satıcısı ya da bir deniz çöpçüsü olma hayaliyle geçmişti
Ama yapamadım bir sigorta şirketinde iyi para kazanan dar etekler, yüksek ökçeli pabuçlar giyip
Dar beyaz gömleğiyle göğüslerinin kışkırtıcılığını gösteren bir iş kadını oldum
Her istediğim erkeği elde etme zevkini vermişti bana yüce evren
Zarif bir aldırmazlıkla tüm cinselliğimi yaşadım arınmak için
İşin bırakılma anı tıpkı bir sevgiliyi bırakma anı gibi geldi
Tabiat tüm ihtişamıyla aldırmıyordu hiçbirşeye
İnsan yüreğindeki fırtınalar bir kuş cıvıltısı kadar değerli değildi
Uzayın zaman bekçileri tüm evrende zaman sıçramaları yapan insanları korumak için oluşmuştu
Bir nevi terapi kurumuydu
Philip K.Dick’in romanlarındaki çapraz evren kurgusunun muzdariplerini korumak için kurulmuştu işin aslı
Bu dünyanın içinde bulunduğu evrende birçok katmana aynı anda sıçrayabilen insanların gerçekliği bulunmaktadır
Bu insanlar deliler ya da uzak durulması gereken insanlar ve en kötüsü de acınacak insanlar olarak değerlendirilirler
Bu şüphesiz aşılması gereken bir olgudur
Ne yazık ki bu durumu aşamadığımızdan kurulmuştur
Uzayın zaman bekçileri kurumu
En azından zamansal sıçramalar yapan insanların hakları korunmaktadır
Onlara deli muamelesi yapılması engellenmektedir
Zaman sıçraması yapan insanlar
Yani bir önceki ya da bir sonraki anı görebilenler
Dünya insanlarının düşsel gerçeklik dedikleri ve
Romanlarda görmeye tahammül edebildikleri
Yaşamsal gerçeklikleri görebilen insanlardır
Tüm bu olgular zaman sıçraması yaşayan insanların
Haklarının korunması gerektiğinin kanıtıdır.
18 Ocak 2011 Salı
düzayak yıkım/destruction straight ahead
27 Aralık 2010 Pazartesi
ego
All the egos dwindle
On the flesh souls
Swinging flamboyant
To the center of power
Bodies devour each other
Until the end of themselves
Creation of thought
under the power of innocence
O psychic species
Would you gather together
With the desire of dreams
***
Bütün egolar küçülüyor
Et ruhlarda
Sallanarak gösterişle
Gücün merkezine
Bedenler birbirini yutuyor
Kendilerinin sonuna kadar
Düşüncenin yaratılması
Masumiyetin altında
Ey psişik türler
Neden toplanmıyosunuz
Düşlerin arzusuyla
photo by fantom
26 Aralık 2010 Pazar
masumiyetin dili/tongue of the innocence
21 Temmuz 2010 Çarşamba
alt dikey salınım

Salt ruhumu aramak amacımdı
Kargalar uludu varoluş seremonimde
Cadılar kırlangıç ayağı attı kazanlarına
Martılar yüksek sesle sevişti çılgınlık kuşağında
Labirentler çözüldü, yaşlılar iskeletlerinden kurtuldu
Gençler bedenlerini çözdü placebo evreninde
Oysa ben salt cadıya dönüşmüştüm
Acım tamamen yüzümde irinler açtırmıştı
Kurtulamıyordum bedenimden
Yaşamım kabus olmaya devam ediyordu
Kimse ağlamıyordu irinlerime
Kimse nefret etmiyordu yaralarımdan
Sapkın ruhum bedenimi ele veriyordu
Son bir hamleyle hançeri sapladım beynime
Ruh salınımı baykuş ritmiyle gerçekleşti
Sansarlar yanıma yanaştı ve şöyle dedi:
Kapılar daha kapanmadı
İçeri gel, duygularından arınacaksın
Her şey hiçlik burada
Saatler boş
Ruh tepileri sesle akıyor
Alt dikey evrenin bekçileri
İzin verdi sana
Yolun açık…
1 Temmuz 2010 Perşembe
kalp kesiği

Dengesiz bir piçtim
Karanlık mavi gözlerim vardı
Sadece tekrar yaptım sayıları
Tek tek beyin çeperimde dayattım sonsuz cadıları
Kadın aynaya çarptı suratını
Korktu kemiksi, donuk çehresinden
Kırmalıydı uçlarını, yuvarlatmalıydı hatlarını
Ne kadar yumuşaktı Helene’in gözleri
Boynunda erkek eli
Dehşet pornografik bir cihazdı
Ölçüm sistemi, sokaksı şehveti
Dehşetsiz sevişemezdi
Dehşetsiz sevişmedi
Moraran teni, kaybolan retinası
kan bitince damarlarında
çocukça atladı pembe bir hazla
3 Mayıs 2010 Pazartesi
may
Tam ortasında çukurun
Yatarken bedenim
Önemsizdi düşler
Davulun sesine irkildi
Zangoç son nefesimde
Sordu isteğimi
Siyah bereli çocuklar dedim
Boyalı ampul fırlatsın
Kepenkler rengarenk
Kutlansın panayır vakti
Yetmeyiz kan kan
Fersah fersah
Birikmeyiz
Akar gideriz
Tebeşir tozu
Barut ipliği
Patlatıyoruz şekerlerimizi
26 Mart 2010 Cuma
kadın
1 Şubat 2010 Pazartesi
Teknik şiir
Kovalama sermayeyi
Senaryo hakları performans sergilemiştir
Mezar başında rektör sahipsiz çıkmadı
Parazit bir nota
Minimum usanç
Şoförlere Molotof eğitimi
Özgürlüğe son saygı duruşu
Kırmızı yağmur bulmacaya kaçtı
Fantom- Ocak 2010
Maldoror okurken yaşadım ancak
Her gün biraz daha büyüdükçe yaşamın terk ettiği ruhum Maldoror şarkılarıyla besleniyor.
Yerin derinliklerine yükseliyor kötülüğüm
İnsanlığı aramayın yeryüzünde
Yine de bir benzerime bakındım, bana benzer bir ruh
Gözlerimdeki diken, şarkılarıyla çıktı peri kızının
Tüm kötülüğümü kutsadı yerin binbir fersah altı, korkularım rehberim oldu
Bir ölünün gülümsemesiyle yalnızlığıma gömülürken,
Kutsal kitap şarkılarını okudum bir gencin yitim öyküsünden
Tüm ölülerimi selamladım azalan bedenimle
Tapındım dört vakit yok olan gence
Fantom /Ocak 2010-01-31
I could survive only reading Maldoror
Each day I am growing up, my soul where life is leaving, is being nourished by the songs of Maldoror
My malice is rising up to the deepness of the earth
Do not look for the humanity on the ground
Nevertheless I search someone like me, a soul similar to mine
The thorn in my eye is pulled out by the song of a nymph
The deep bottoms of the ground have sanctified my malice, and my fears become my guide
When I have been buried myself in my solitude with the smile of a dead body,
I have read the songs of a holly book with the loss story of a young man
I have saluted all my dead bodies with my decreasing one
And I have prayed to the finishing young man four times a day