7 Şubat 2010 Pazar

oedipus ölürken



her beyin ritmimde seni kanımla yok ediyorum
kalbimde kedi tırmıkları doğmamış ölüler ağlıyor
nefretim kalbini söküyor avcumda çırpınırken
bakıyorum mutsuz delik deşik bedenine
öldürmeliyim oedipusu kendi ellerimle
çevik ve hiç düşünmeden
öldürmeliyim
tek parmak hareketimle
acıyan gene ben
çiviler gözyaşlarım


1 Şubat 2010 Pazartesi

Teknik şiir

Kovalama sermayeyi

Senaryo hakları performans sergilemiştir

Mezar başında rektör sahipsiz çıkmadı

Parazit bir nota

Minimum usanç

Şoförlere Molotof eğitimi

Özgürlüğe son saygı duruşu

Kırmızı yağmur bulmacaya kaçtı

Fantom- Ocak 2010

Düş kedisi Ofelya ve Sürrealizm

Sürrealizm dürüstlüktür

Paranoyak düşüncelerin kaydıdır

Deliliğin resmi olmayan tarihçesidir

Hegel’den usanmaktır

Ölüme saygı duruşudur

Sürrealizm reenkarnasyondur

Yaşadığımız bedenin yalnızlığının dostlarımızca idrakidir

Yıldız fallarından korkmaz sürrealizm

İnsanın gücü gezegenlere yeterse

Roketler ruhumuza indiğinde

Dünyanın ulu mimarileri yıkıldığında sonsuzluk yaratılır

Ruhun tek efendisidir insan

Ve bedeni düşlerinin kılıcı en güzel görüntüsüyle

Ölü bir adamın elini tuttu kırmızı ojeli kedi Ofelya

Mezarına dek uğurladı onu

Kucağında bebeği

Gülümsemesi dudaklarında…

Fantom

Maldoror okurken yaşadım ancak

Her gün biraz daha büyüdükçe yaşamın terk ettiği ruhum Maldoror şarkılarıyla besleniyor.

Yerin derinliklerine yükseliyor kötülüğüm

İnsanlığı aramayın yeryüzünde

Yine de bir benzerime bakındım, bana benzer bir ruh

Gözlerimdeki diken, şarkılarıyla çıktı peri kızının

Tüm kötülüğümü kutsadı yerin binbir fersah altı, korkularım rehberim oldu

Bir ölünün gülümsemesiyle yalnızlığıma gömülürken,

Kutsal kitap şarkılarını okudum bir gencin yitim öyküsünden

Tüm ölülerimi selamladım azalan bedenimle

Tapındım dört vakit yok olan gence

Fantom /Ocak 2010-01-31


I could survive only reading Maldoror

Each day I am growing up, my soul where life is leaving, is being nourished by the songs of Maldoror

My malice is rising up to the deepness of the earth

Do not look for the humanity on the ground

Nevertheless I search someone like me, a soul similar to mine

The thorn in my eye is pulled out by the song of a nymph

The deep bottoms of the ground have sanctified my malice, and my fears become my guide

When I have been buried myself in my solitude with the smile of a dead body,

I have read the songs of a holly book with the loss story of a young man

I have saluted all my dead bodies with my decreasing one

And I have prayed to the finishing young man four times a day

18 Kasım 2009 Çarşamba

KURUMUŞ BİR KARAAĞACA


Yaşlı karaağaç, yıldırımla yarılmış
ve çürümekte ortasından için için,
nisan yağmurları ve mayıs güneşiyle
yaprağa durmuş orası burası yemyeşil.
Eteklerini Duero nehrinin
yaladığı tepedeki yüzyıllık karaağaç!
Sarımsı bir yosun sarmış benek benek
ağarmış kabuğu ve mantar gövdeyi,
delik deşik çürümüş, dökülmekte.
Yolun ve dere boyunun bekçisi,
türkücü kavaklar gibi olmayacak,
dallarında boz bülbüller yuvalanmış.
Bir karınca ordusu delip geçiyor içini
en derinlerinde örümcekler
kurşini tüllerini gerip dokuyor.
Sen yıkılmadan Duero'nun karaağacı,
gelsin baltasıyla oduncu ve dülger, seni
döndürsünler bir kilise çanının tutamağına,
bir yaylının ya da iki tekerlinin okuna.
Yarın ocakta kıpkızıl kor olmadan
yolun kenarındaki derme çatma bir evde
yanasın karaağaç,
Bir kasırga kökünden sökmeden seni,
dorukları karlı dağlardan esen yel
kırmadan gövdeni,
ırmak sürüklemeden seni denizlere,
koyaklar, sarp geçitler boyunca,
karaağaç, yazmak isterim defterime
yeşeren dalının güzelliğini.
Benim yüreğim de bekliyor umutla, ışığa ve yaşama dönmüş yüzünü,
ilkbaharın bir başka tansığı.
Antonio Machado (Çev: Ayşe Nihal Akbulut)

11 Ekim 2009 Pazar

yaralı


(photo: Saudek)

yaralı geyikler aşık olur
kendi bencilliğini unutur
karşısında bencil kurt
alkolik numarası yapar
kaçar geyikten
geyik koşar koşar koşar...
ardına bakmadan

andré breton hayaletti



İçimizdeki hapishane cam koltuktan yansıyabilir
Yüzyılın yalnızlığı demir bir maskenin ardında kendinize bakıyor
yalnızsınız tutunduğunuzu sandığınız bütünlüğünüzle
sonsuza dek benliğiniz kaçkın bir ruhu kovalıyor
çöl sonsuz kucağında sadece delilere açık...
siz irinli bir hücrede zavallı bir türkü ile avunurken



André Breton, 1930 (photographed by Man Ray)